confessions

alakalı biri

Yazar  · 3 Eylül 2017 Pazar

  1. toplam giri 47
  2. takipçi 0
  3. puan 631

yıldız sözlük'te uygulanan sansür

alakalı biri
üniversiteli kafasıyla yazan yazarların handikapı sözlüğün ilerlemesinde en büyük engeldir .üniversiteli sözlük yazarlığı ,üniversite sözlüğü olmak bazılarına ,yok sözlük yazarlığı böyle ,format ,jargon geyikleriyle süslü laflar ettiriyor .abarta abarta yazmak isteyenleri soğutan bir ortam oluşuyor .sözlüğün jargonu ,formatı yazarların istedikleri gibi yazmalarıyla oluşur .yıldız sözlük jargon ve format fedaileri sözüm sizlere . sokmuşum jargonunuza ve de formatınıza .uludağ , üniversite sözlüğüydü ,instela 'da öyle .şimdi oralarda yazarlar istedikleri ortamı kurmuş yürüyorlar .ekşi dediğiniz format yumağı bile bu denli kasıntı yazarlarla dolu değil.isteyen istediği şekilde yazar ,isteyen okur ,istemeyen es geçer .
format ,jargon kahramanları ,hani neredesiniz . bir sözlüğün en büyük düşmanı sizin gibi ütopik tembellerdir .sözlük yazarlığı ise bu değildir .yıldız sözlük kurallarının , isteyen istediğini yazar şeklinde tek maddeyle değiştirilmesini öneriyorum .bu el değmemiş ortamdansa yazarların şakıdığı ,eğlenceli bir ortamı kurmak yazanların elindedir .sözlük yazarlarındır mottosunu vurgulayan sözlük yönetimi ,bırakınız sözlük yazarların istedikleri gibi takıldığı ,eğlenceli bir platform olsun .

astroloji

alakalı biri
bir tür falcılık içerir.burada diğer falcılıklardan farklı olarak telveye,suya,çaya değilde gök cisimlerine bakılarak falcılık yapılır.
falcılık olarak yorumlanmasına karşı çıkan astrologların astroloji tarihi hakkında çok bilgileri yoktur.
kısa bir derleme yaparak meraklılarına astroloji nedir ,ne demektir yazayım .
yıldızların ve gezegenlerin in­san yaşamı üzerindeki etkilerinin incelenme­sidir. Astrologlar, gökcisimlerinin hareketle­rini gözlemleyip gökyüzü haritaları çıkararak gelecekteki olayları önceden haber verebile­ceklerini öne sürerler. Ama bu savlarını destekleyecek hiçbir bilimsel kanıt olmadığı için, astroloji çoğu kez "sahte bir bilim'' olarak nitelenir. Yüzyıllar önce astroloji ile astronomi birbirine sıkı sıkıya bağlıydı ve eski toplumlar için aynı anlamı taşırdı. Oysa bu­gün ikisinin alanları tümüyle farklıdır ve aralarında hiçbir bağlantı kalmamıştır.
Astrologlar, yıldızların konumuna ve hare­ketine bakarak bir insanın yaşamındaki olay­ları önceden haber verebilmek için "horoskop" denen bir gök haritası çizerler. O kişinin doğduğu anda gökcisimlerinin nerede bulun­duğu bu haritanın üzerinde işaretlenir. Sonra harita, yılın 12 ayını simgeleyen ve "ev" denen 12 eşit bölüme ayrılır. Yıldızlar da 12 takımyıldız halinde gruplanır ve her eve bir takım yıldız yerleştirilir. Bu takımyıldızların adı burçlar kuşağındaki 12 burcun adıyla aynıdır. Astrolog, Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin bu gökyüzü evlerine ve burçlara (takımyıldızlara) göre konumunu inceleyerek geleceğe ilişkin yo­rumlar yapar.
Bugünün astrologları, Güneş'in, Ay'ın ve gezegenlerin bir insanın yaşamı üzerindeki etkilerini inceleyerek o kişinin karakterini ve geleceğini söyleyebileceklerini öne sürerler. Bir insan doğduğu anda bir gezegen kendi "evinde" ise etkisinin güçlü ve olumlu olaca­ğına, eğer kendi "evinden'" uzakta ise etkisi­nin zayıf, belki de olumsuz olacağına inanılır Bazı dergi ve gazetelerde yayımlanan yıldız falları da, aynı burçta doğan herkese uygun düşecek çok genel ve belirsiz "kehanetlerde" bulunur.
İlk insanlar gökyüzünü, gündüz Güneş, n, gece Ay ve yıldızların aydınlattığı büyük lir kubbe gibi görürlerdi. Bu ışık kaynaklan konusunda bilgileri yoktu ama, ekinle» un büyümesini sağlayan güneş ışığı ile yağmurun gökyüzünden geldiğini biliyorlardı. Bu yüz­den gökcisimlerine birer tanrı gibi tapnaya başladılar. Bu tanrıları nasıl memnun ede ek­lerini önceden kestirebilmek için de bütün dikkatleriyle gökyüzünü incelemeye koyul­dular.
Eskiçağlarda din adamlarının görevlerin­den biri de Güneş'i, Ay'ı, yıldızları ve geze­genleri izlemekti. Bu gözlemlerin astronomi­ye gerçekten büyük katkısı oldu. İÖ 6. yüzyılda Babilliler gezegenlerin gökyüzünde­ki hareketini gösteren haritalar yaptılar. Böy­lece Güneş ve Ay tutulmasının ne zaman olacağını önceden kestirebiliyorlardı. Bu tah­minlerinde yanılmadıklarını gören din adam­ları yalnız gökyüzü olaylarını değil salgın hastalıkları, savaşları ya da ordularının kaza­nacağı zaferleri de önceden görebileceklerine inandılar. Bu tahminlerin gerçek bir dayanağı yoktu, ama gene de gelecekten haber verdiği­ni öne süren astronomlar ya da din adamları artık "müneccim" ya da "astrolog" olarak önemsenmeye başlamıştı.
Astroloji Babil'den Eski Yunanistan'a, Mı­sır'a ve Hindistan'a geçerek bütün Asya ve Avrupa'ya yayıldı. İS 1066'da gökyüzünde parlak bir kuyrukluyıldız görünmüş ve bu alışılmadık olay insanları çok korkutmuştu. Müneccimler çok önemli olayların yaşanacağını, bu arada bir kralın öleceğini haber ver­diler. Gerçekten birkaç ay sonra İngiltere Kralı Harold, Hastings Savaşı'nda öldürül­dü. Birçok kişi bu olayı kuyruklu yıldızın gö­rünmesine bağladı. Ama sonradan, bugün Halley adıyla bildiğimiz bu kuyruklu yıldızın her 76 yılda bir Dünya çevresindeki yörünge­sinden kimseye zarar vermeksizin geçtiği anlaşıldı.
Astrologlar önceleri yalnız kendi ülkeleri ya da hükümdarları için önemli olan olayları haber veriyorlardı. Yaklaşık 300 yıl öncesine kadar hemen her hükümdarın biı 'saray müneccimi" vardı. Eskiçağlardaki ünlü astro­nomi bilginlerinden bazıları da astrolojiyle uğraşıyordu. Örneğin İÖ 2. yüzyılda Mısır'da yaşamış olan Eski Yunanlı astronomi bilgini Batlamyus (Ptolemaios) aynı zamanda bir astrologdu. 16. ve 17. yüzyıllarda, Danimar­kalı astronomi bilgini Tycho Brahe astroloji dersleri verdi, Johannes Kepler ise Avusturya imparatorunun sarayında müneccimlik yaptı .kısa bir tarih araştırması astrolojinin insanların geleceği bilme meraklarıyla gelişen ve bugün bazı üniversitelerde ders olarak okutulan bir bilim dalı olana kadar insanlığın , astroloji serüvenininin hala sürdüğünü gösteriyor.

bodrum

alakalı biri
yaz tatillerinde rehberlik yaparak öğrenciliği tamamladığım bodrum'un , ben de yeri çok ayrıdır .bodrum aşklarımı ,rehberlik ettiğim kafilelerle anılarımı hayatım boyunca unutamam. anılarımı başka girdiye bırakarak bodrum tarihini yazarak , rehberliğimle okuyanlara bodrum'u yaşatmaya çalışacağım .
Rodos Şövalyeleri'nden kalma görkemli kalesinde Türkiye'nin ilk sualtı arkeoloji müzesi bulunan ünlü bir turizm kenti­dir. Bilinen en eski adı Halikarnas'tır (Halikarnassos). Halikarnas eskiçağlarda, günü­müzdeki Muğla ilinin tümü ile Aydın ilinin bir bölümünü kapsayan Karya ülkesinin bir ken­tiydi. Bu ülkede Homeros destanlarına göre Karyalılar ve Lelegler adı ile anılan halklar yaşardı. Karyalılar 10 yıl süren Trva Savaşı'na Truvalılar'ın yanında katıldılar.
Halikarnas doğumlu ünlü tarihçi Herodot'a göre kent Dor göçmenlerince İÖ 7. yüzyılda yeniden kurulmuştur. Anadolu'yu istila eden Persler'in İÖ 546'da Karya yöresine de ege­men olmaları ile Halikarnas, Persler'e bağlı yerli prensler tarafından yönetildi. Kral Mau-solos zamanında Karya'nın başkenti oldu. Bir süre sonra Büyük İskender'in orduları tara­fından ele geçirilerek yakılıp yıkıldı. Sırasıyla Mısır'ın, Roma'nın, Rodoslu denizcilerin, Pontos Krallığı'nın ve Bizans'ın egemenliği altında kaldıktan sonra 13. yüzyılın ikinci yarısında Menteşeoğullan Beyliği'nin ege­menliğine giren Halikarnas, 15. yüzyılın başlarında Rodos Şövalyeleri'nin eline geçti. 1522'deki Rodos Seferiyle, Kanuni Sul­tan Süleyman zamanında Osmanlı toprakları­na katıldı.
Bodrum'daki başlıca yapıtlar Mausolos'un anıt mezarı, Roma çağı tiyatrosu ve Bodrum Kalesi'dir. Eskiçağda Dünyanın Yedi Harika­sından biri olarak tanımlanan Mausoleion, ölen Kral Mausolos için karısı Artemisia tarafından yaptırıldı. Yüksek bir kaide üze­rinde duran 36 sütunla çevrili İyon üslubunda bir çeşit tapınak bölümü; onun üstüne yapıl­mış 24 basamaklı bir piramit ve en tepede yer alan, mermerden yontulmuş dört atlı bir arabada Mausolos ve Artemisia'nın mermer heykellerinden oluşan bu görkemli yapıt 42 metre yüksekliğindeydi. Anıtmezar karşılığı olarak kullanılan "mozole" sözcüğü Mausoleion'dan gelir.
Mausoleion mermerden yapılma bir duvar­la çevriliydi. Bu duvarın birçok bölümü son yıllarda yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Duvarın uzunluğu kuzeyde 242 metre, doğu­da ise 105 metreye yakındır.
Mausoleion'un günümüzde yalnız temelleri kalmıştır. Büyük İskender'in bile yakılıp yı­kılmasına izin vermediği ve yüzyıllar boyunca ayakta kalan bu görkemli yapı, zaman zaman depremlerde yıkılmış ve ortaçağda mermerle­ri Rodos Şövalyeleri'nce Bodrum Kalesi'nin yapımında kullanılmıştır. 18. yüzyılın ortala­rında kale duvarında bulunan ve Amazon-lar'la yapılan bir çarpışmayı canlandıran ka­bartma ile kazılar sonunda ortaya çıkarılan kabartmalar ve Mausolos ile karısı Artemisia' nın heykelleri, padişahın izniyle İngiltere'ye götürüldü. Bunlar British Museum'da sergi­lenmektedir. Son yıllarda yapılan kazılarda bulunan iki kabartma parça Bodrum Müzesi'ndedir.
Kentin üst kesiminden geçen karayolunun yanındaki küçük ama güzel Roma çağı tiyat­rosu büyük ölçüde onarılmıştır. Rodos Şö­valyeleri'nin yaptırdığı ve Anadolu'daki orta­çağdan kalma en sağlam yapılardan biri olan kalenin yüksek burçlarından denizin ve ken­tin benzersiz bir görünümüyle karşılaşılır.
15. yüzyılın başında yapımına başlanan kalede savunmayı güçlendirmek için değişik tarihlerde İngiliz Kulesi, Fransız Kulesi, İtalyan Kulesi, Alman Kulesi, İspanyol Kulesi adı verilen yeni kuleler yapılmıştır. Aziz Petrus adına kurulan kale iki koyun ortasın­da, bir zamanlar ada olan, daha sonra kara ile arası doldurulan Zephyria kayalığının üzerin­dedir. Kaleye Aziz Petrus'tan ötürü "Petrus' un Adası" anlamına gelen Petronium adı ve­rilmiş; bu da zamanla değişikliğe uğrayarak Bodrum'a dönüşmüştür.
İç içe üç surdan ve beş kuleden oluşan kale Bodrum'un her yerinden görülür. Günümüz­de müze olarak kullanılmaktadır. Müzede sualtı buluntularının yanı sıra Bodrum çevre­sinde çıkarılan toprakaltı buluntulan da yer almaktadır. Ortakent'te (Müsgebi) gün ışığı­na çıkanlan, İÖ 14.-12. yüzyıllara tarihlenen Miken çağı vazolan kalenin içindeki Gotik kilisede sergilenir. Bunlar Yunanistan'dakiler dışında en değerli Miken yapıdandır. Aynı bölümde Bodrum yöresindeki Gökçebel'de (Dirmil) ortaya çıkanlan ve Anadolu'da bili­nen en eski Dor yerleşmesine ait İÖ 9. ve 8. yüzyıla tarihlenen vazolar ile İÖ 9. yüzyıldan kalma ve pişmiş topraktan yapılmış bir lahit bulunmaktadır. Denizaltından çıkanlan de­ğerli ve eşsiz yapıtlann sergilendiği bölümler müzenin en ilginç yerleridir. Eskiden sünger­ciler ve balıkçılann ağlanna takılan amfora denen testiler, evde sulan serin tutmak için kullanılır ya da satılırdı. Bodrum Kalesi' nin içinde aynca Sualtı Arkeoloji Müzesi yer alır. Burada Tunç Çağı'na ait bir batıktan çıkarılan tunç külçe ve avadanlıklar sergile­niyor.
Maviliklerin gizinden gün ışığına çıkarılan en son hazine ise 935 yıl önce battığı saptanan bir Fatımi gemisidir. Bu gemiden çok çeşitli ve değerli eşya elde edilmiştir. Beş yıldır süren bilimsel sualtı kazıları sonunda gemi de çıkarılmıştır. Bodrum Müzesi'ndeki cam eşyalar dünyadaki dört büyük cam koleksiyonundan biridir. Kalenin girişindeki top kor gani sürekli sergilerin açıldığı sanat galerisine dönüştürülmüştür. Bodrum Kalesi ve müzesi, kente tatil için gelenlerin ilgiyle gezdikleri bir tarih hazinesidir.
Bodrum 1960 öncesine kadar küçük bir balıkçı ve süngerci limanıydı. Halikarnas Balıkçısı'nın Sabahattin Eyuboğlu ve Azra Erhat gibi sanatçı dostlarıyla düzenlediği "Mavi Yolculuk"larla Bodrum ve yöresi ünlendi ve çok ilgi çeken bir tatil kenti durumuna geldi.

sibernetik

alakalı biri
20. yüzyılın ikinci yarısında doğan ve canlı ya da cansız bütün karmaşık sistemlerin denetlenip yönetilmesini incele­yen bir bilim dalıdır.

Sibernetik terimi, "yö­netmek" anlamındaki Eski Yunanca bir söz­cükten kaynaklanmıştır. Eski Yunan toplu­munun günlük konuşma dilinde bu sözcük, dümen tutarak bir gemiyi ya da dizginleri ele alarak bir at arabasını yönetmek anlamında kullanılırdı. Daha o çağda Platon, bir toplu­mun ya da ülkenin yönetimini de bu sözcüğün kapsamına alarak terime ilk kez "yönetim bilim" ya da "güdüm bilim" anlamını kazandır­mıştır. Ama. 1948'de yayımladığı bir kitabının başlığında sibernetik sözcüğünü kullanarak terimi bugünkü anlamda ortaya atan ABD'li matematikçi Norbert Wiener oldu. Bu kitabın yayım tarihi, sibernetiğin bağımsız bir bilim dalı olarak doğuşu kabul edilir. Wiener bu yapıtında sibernetiği "canlılarda ve makine­lerde denetim ve iletişimin incelenmesi" ola­rak tanımlamıştı. Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi, sibernetik bilimi her şeyden önce otoma­tik denetim kuramıyla ve canlıların fizyoloji-siyle, özellikle de sinir sistemi fizyolojisiyle yakından bağlantılıdır.
Hayvan ya da insan vücudu ile makinelerin çalışması arasındaki benzerliklere dikkati çe­ken Wiener'a göre, bu karmaşık doğal ve yapay sistemlerin en önemli ortak özelliği geri besleme ya da geri bildirim sürecidir. İngi­lizce'deki feedback teriminden dilimize akta­rılan geri besleme, bir sistemin kendi işleyişini otomatik olarak denetleyebilmesi için, çıktıla­rın girdi olarak yeniden sisteme verilmesi demektir. Daha basit bir anlatımla, herhangi bir sistemin denetleme organı, o anda yapılan işin sonucuna ilişkin bilgileri almadıkça ne yapılan işteki yanlışları bilebilir, ne de bunları engelleyecek önlemler alabilir. Gözlerinizi kapatıp, ellerinizle çevreyi yoklamadan bir odada yürümeye çalışırsanız geri beslemenin önemini kolayca anlayabilirsiniz. Göz ve el gibi duyu organlarından ya da alıcılardan kendisine bilgi aktarılmadığı için beyniniz gerekli komutları veremez; örneğin sağa ya da sola dönmeniz gerektiğini bildiremeyeceği için odadaki eşyalara çarpmanızı engelleye­mez. Oysa gözlerimiz açıkken, örneğin yolu­muzun üzerindeki bir hendeği atlayarak aş­mamız gerektiğinde, hendeğin genişliğini göz­lerimizle "ölçeriz". Bu bilgi duyu sinirleri aracılığıyla beyne iletilir; beyin de, hendeği aşacak kadar uzağa atlayabilmemiz için, han­gi kaslarımızın ne zaman ve ne kadar kasılıp gevşemesi gerektiğini hareket sinirleri aracılı­ğıyla ilgili kaslara bildirir. Yarasaların yankıy­la yön bulmasında ise beyne geri beslenen bilgi, bir engele çarparak geri dönen ve o engelin uzaklığını belirten ses dalgalarıdır. Canlılarda duyu organlan, beyin-sinir sistemi ve kaslar arasında gerçekleşen bu geribesleme ve bilgi akışı, bir uçaktaki otomatik pilotun mekanik ve elektronik sistemleri arasındaki iletişimle aynı temele dayanır.
Canlılarda ve otomatik denetimli makine­lerde geribeslemenin sayısız örneği vardır. Sözgelimi, sıcakkanlı hayvanlarda vücut sı­caklığının, insanda ve gelişmiş hayvanlarda hormon salgılarının ya da kandaki karbon dioksit oranının belirli bir düzeyde tutulma­sında geribesleme süreçlerine büyük görevler düşer. Canlılardaki biyokimyasal tepkimele­rin geri beslemeyle denetlenmesinde sisteme girdi olarak yüklenen çıktı, belirli bir tepki­menin son ürününe ilişkin bilgilerdir. Tepki­me ürünü belirli bir madde olabileceği gibi ısı da olabilir. Böyle bir madde, örneğin pankre­asta üretilen ensülin hormonu olağan düzeyi aştığında, hücredeki ribozomlar ensülin üre­tim tepkimesini katalizleyen enzimin yapımı­na ara verir (bak. enzim; hücre). Böylece tepkime gerçekleşemez ve ensülin üretimi durur. Şeker metabolizmasında kullanılan en­sülin yavaş yavaş tükenerek olağan düzeyin altına düştüğünde enzim yeniden üretilir ve ensülin birleşimi başlar. Aynı biçimde, vücut sıcaklığı olağandan yüksek ya da düşük oldu­ğunda bu bilgi özel alıcılarla beyne aktarılır. Beyin de vücuttaki ısı üretimi ile ısı kaybının azaltılmasına ya da çoğaltılmasına ilişkin ko­mutları gerekli organlara ileterek vücut sıcak­lığının belirli sınırlar içinde kalmasını sağlar. Kalorifer, şofben gibi ısıtma aygıtlarında, elektrikli ütülerde ve buzdolaplarında kulla­nılan termostatların çalışma ilkesi de geribes-lemeye dayanır. Bu aygıtlardaki sıcaklığa duyarlı alıcı, biri az, öbürü çok genleşen iki ayrı metalden yapılmış çift metalli bir çubuk­tur. Örneğin kalorifer termostatlarında, oda sıcaklığı belirli bir derecenin üstüne çıktığında bu metallerden biri genleşerek uzadığı için çubuk bükülür ve kalorifer kazanını ateşleyen brülörün çalışmasını durdurur. Oda sıcaklığı tanımlanan değerin alt sınırına düştüğünde metal çubuk yeniden düzleşir ve brülörü devreye sokarak kazanın yanmasını sağlar
Geribeslemenin en iyi bilinen örneklerinden biri de, kaydedilen ve üretilen sesin nitelikle­rini hiç değiştirmedikleri için "aslına çok sadık" anlamındaki İngilizce high-fidelity söz­cüklerinin kısaltmasıyla "hi-fi" olarak adlan­dırılan üstün nitelikli ses aygıtlarmdaki elek­tron lambaları ya da transistörlerdir. Elektron lambaları ya da transistörler yükselteçlerde tek başına kullanıldığında sesin niteliklerinde istenmeyen bozulmalara (distorsiyona) yol açar. Oysa bu aygıtlar geribeslemeli bir dene­tim sisteminin içine yerleştirildiğinde, sesin niteliklerinin olabildiğince bozulmadan kal­ması sağlanabilir.
Birçok bilim adamına göre sibernetik ikinci bir sanayi devrimini başlatmıştır. Çünkü, veri çözümlemesi yaparak ve koşullara uygun "kararlar vererek" insanın yapabileceği işle­rin birçoğunu üstlenen bilgisayarlar ve robot­lar gibi karmaşık makineler bu gelişmenin ürünüdür. Bunun dışında, jet uçaklarının yönetilmesi, bir uzay aracının fırlatılması, fabrikalarda otomasyona geçilmesi, bir enerji santralının, bir petrol rafinerisinin ya da bir kimya fabrikasının 24 saat aralıksız çalışabil­mesi, büyük bir havaalanı çevresindeki yoğun hava trafiğinin denetlenmesi sibernetiğin ba­şarılarından yalnızca birkaçıdır. Üstelik siber­netik modelleri 1950'lerden bu yana yalnızca sanayi ve teknolojiyi değil biyoloji, psikoloji, ekonomi ve öbür toplum bilimleri gibi çok değişik alanları da derinden etkilemiştir.

ytü mezunlarının iş bulma süreçleri

alakalı biri
ytü mezunu yazar arkadaşlar , iş bulma serüvenlerini yazarak mezun olacak arkadaşlara yol gösterecekleri başlıktır .
benim iş arama gibi bir derdim olmadı ,staj yaptığım şirkette çelışmaya başladım .kısa bir serüvendi .
mezun olan arkadaşlarımın birçoğu iş ararken yaşadıklarını anlatmaları öğrenci ve mezun olup iş arayanlara sancılı süreçlerinde fikir verecektir.

fethullah gülen’in iadesi vs rahip brunson'ın tahliyesi

alakalı biri
rahip brunson'ın tahliye edilmesinden bir kaç saat sonra amerikalı senatörden gelen fethullah gülen açıklamasıyla ortaya çıkan gerçektir.
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/abdden-son-dakika-feto-aciklamasi-40985387

açıklamanın birkaç saat sonra yapılmış olması ,fethullah gülen'e artık bavullarını toplaması gerektiğini gösterir. ekşi'nin gizli fetocuları yurtdışından bu aktrollerin işi diyerek durumu sulandırmaya çalışsalarda durum gerçektir arkadaşlar .

arda turan adamlığı

alakalı biri
bu olayın caner ,asena ,berkay olayından çıkmış olma ihtimali var .arkadaşı caner'in intikamını almaya soyunan don kişot arda ,bu macerayı eline yüzüne bulaştırmıştır .berkay'ın eşi zekasıyla arda'nın oyununu bozmuştur .ihtimaller ,ihtimaller ve arda turan adamdır ,net .
kardeşim eşin doğurdu doğuracak ,senin gece gezmelerinde ne işin var .bir adamlığın kitabını yazan alişan bir de arda turan, gençliğin bu ikiliden öğreneceği çok şey var

biokimya

alakalı biri
canlıların yapısındaki kimyasal maddeleri ve yaşamın temeli olan biokimyasal süreçleri inceleyen bilimdir .
biokimyasalcıların yaptığı araştırmalar canlılarında tıpkı su,taş,toprak gibi cansız varlıklarla aynı maddelerden oluştuğunu göstermiştir.
temel maddeler karbon ,oksijen ,azot ve hidrojendir.bitki,hayvan ,insanların ''canlı '' olması ,hücrelerinde gerçekleşen özel kimyasal tepkimelerin sonucudur.kasların kasılıp gevşemesinden besinlerin sindirilmesine ,bir tohumdan yeni bitki gelişmesine ,kalıtsal özelliklerin yeni canlıya aktarılmasına varıncaya kadar bütün yaşam süreçleri biokimyasal tepkimelere dayanıyor.
canlı hücredeki biokimyasal tepkilerle cansız ortamdaki kimyasal tepkiler birbirinden farklıdır .bu farklılık her şeyden önce enzim denen biokimyasal maddelerin varlığından kaynaklanır.enzimler tepkimeleri hızlandırır.
canlı boyutu büyüyüp ,yapısı karmaşıklaştıkça biokimyasal tepkime sayısı ve enzimlerin sayısı artar.

gelir adaletsizliğine çözüm önerileri

alakalı biri
gelir adaletsizliği amerika'nın dünyayı hizaya alma şeklidir .dünya devletlerinin kendi vatandaşları için herhangi bir iyileştirme yapmalarına izin vermiyor,ambargo silahıyla ülkeleri fakirleştiriyor .tek kutuplu sistemin çatırdamaya başladığı bugünlerde amerikan yönetiminin dış politik konulara daha insanca yaklaşması sorunu bir parça çözecektir diye düşünüyorum.
türkiye özelinde ekonomik şartlar buyken gelir adaletsizliğini çözmek gündem dışıdır.
türkiye için ekonomik gündem ancak şu olabilir;
''kemer deliğine birkaç delik açarak ,kemeri son delikte tutun.açlık maçlık hissetmezsiniz.''
ekonomimizin geldiği noktada yakında açıklanmasını beklediğim acil eylem planı budur .
(bkz:kemer sıkma politikaları)

mckinsey

alakalı biri
yıldızca 'da yayınlanan 'Bir cisim yaklaşıyor | Mckinsey ' başlıklı araştırma oldukça düşündürücüdür.AKP karar verenlerinin bu durumun farkında olmadıklarını sanan iyimserler biraz geri dursun .
https://yildizca.com/bir-cisim-yaklasiyor-mckinsey/
okuyun ,devletin kasasını kimler öğrenecek görün ,isimler ilginç
Mckinsey ,Goldman Sachs,Warren Buffett ,Rajat Gupta, acaba iyimser takımı bu isimler hakkında ne düşünüyorlar.
0 /