wong kar-wai

spencereid
"olması gerektiği kadar fedakar biriyim aslında;daha fazla umma açıkçası. endişelerim ideallerim halletmeye çalıştığım meselelerim var. başkalaşmaya çalışıyorum.gözardı edilmiş tutumlar edinmek has.
değişmek hiç de zor değil. yalnızca özgür olabilsem sorun kalmayacakmış gibi sanki. anlaşılmak istiyorum: sevdiğim bir şarkıyı herhangi biriyle paylaşırken aynı duyguları hissetmek arzusu bu. evet, tıpkı bu.sese ahenge kapılırken kendini müziğin ritmine verirken,yanında bir diğerinin olabilmesi; görkemli bir anda birlikte sevişebilmek.
birlikte dans etmek gibi,sen hastayken başucunda birinin sabaha kadar oturması gibi. arada bir alnındaki teri silmesi,üstünün açılmamasına dikkat etmesi gibi. bir başkası için hayatta kalma çabası sanki.
ölmek için değil yaşamak için uğraşmak gibi. ummadan,hayal etmeden,sıradan olduğu gibi.doğal. ve ciddi. ciddi ciddi hayatla mücadele edebilme gücü.bu gücü yan yanayken yaratabilme yeteneği. ben bu yeteneğin bir parçası olarak sokuluyorum sana.
masallarla geliyorum.efsanelerle geliyorum. herhangi bir insanın birikimiyle geliyorum.aslında art niyetsizim. inan,
bir nedeni yok yalnızca öptüm."
*küçük iskender*
aşkı bir şiirde bir hikayede okurken en güzel filmlerde yaşadık. bir nedeni yoktu aşkımızın, durağan öylesine çarpışan hayatlardaydı. ve biz o tren garında hiç beklemedik, o karşı peronda durduğunda hiç göz göze gelmedik.
wong kar-wai öylesine çarpışan hayatların aşklarını anlatır, hayatın içindendir. bazıları bir peron aşkı bazıları kiralık katilin aşkı, aşk mı bu filmleri güzel yapan?
aşkın nasıl yaşandığı. her şeyin o kadar da kırmızı olmadığı. belki de düşünülenden fazla kırmızılaştığı**
tarantino hastasıdır wong kar-wai'nin. neyse çok şey söylemek istemem. tanım, hong kong'lu yönetmen.
bana hitap etmiyor diyorsanız, my bluberry nights filminden başlayabilirsiniz